31 Temmuz 2008 Perşembe

Yangına körükle gidiyor!




Yasemin Mori ismini Dream TV ekranlarında sık sık görür oldunuz ve eminiz sizde bu genç bayanın kim olduğunu, neler yaptığını merak ettiniz.Albümün çıkmasına günler kala Yasemin ile buluştuk ve merak ettiklerimizi sizler için sorduk.Daha sonra onu Masstival sahnesinde izledik ve yeni albümüyle ilgili bilgilerimizi güncelledik.


Merhaba Yasemin, nasılsın? Nasıl gidiyor albüm hazırlıkları?


Albüm hazırlıkları tamamlandı, eğer ben de şu kapak tasarımını bitirebilirsem bir kaç gün kalmaz her şey bitmiş olacak. İki gecedir kapak ile uğraşıyoruz, gözümüzde büyümeye başladı git gide. Her şey bitti ve şu an beklenen sadece kapak tasarımı. Onun dışında her şey çok keyifli.


Klibin ile oldukça gündemdesin. Albüm çıkışı gecikti mi yoksa planlanan bu muydu?


Gecikti. Yaz albümü olsun istemiyordum ben. Tersine eylülde çıksın istiyordum ama artık çok da önemsemiyorum. Gecikme nedenlerine gelirsek, sanırım fazla mükemmeliyetçi davrandım. Hep sil baştan aldım. Albümüm çıkmaya çok yakın olduğu için klibi yayınladık yoksa klibi rotasyona sokup ardından albümü yayınlama gibi stratejik düşünmedik. Albümü daha erken çıkarmayı planladık ama geciktik. Gecikmeden çok da şikayetçi değilim aslında.


Klibin başarısının ardında kimi aramalıyız peki?


Klip içim Fatih Kızılgök ile uzun bir süre beyin fırtınası yaptık. En sonunda Fatih bu fikirle geldi. Benim o sıralarda hayatımda olan ufak bir ayrıntıdan bahsediyorduk, sanıyorum o ona bir fikir verdi. Ertesi gün klibi anlattı bana. Pek de anlamış değildim o anlattığında. Ardından düşündüm ve evet dedim. Görsel tasarım okudum ben de zaten nasıl bir şey olması gerektiğine birlikte karar vermiştik. Benim nasıl bir şey istediğimi biliyordu Fatih.


Albümün nasıl olacak? Bu albümü sabırsızlıkla bekleyenler, nasıl bir ruh hali ile karşılaşacaklar "Hayvanlar"da?


Albümü üretmek uzun bir zamana yayılmış olduğundan biraz değişken ruh hali ile karşılaşacaklar sanırım. Yaklaşık 3 yıla yayılmış bir süreç. Bu dünyada bir şeylerin yanlış gittiğini fark eden ve bunları dile getirmekten çekinmeyen bir kız bulacaklar. Her zaman çok sakin bir kız değil bu, yumuşatmaya da çalışmıyor olayları, yangına körükle gidiyor hatta. Bu nedenle alıp huzurla dinleyecekleri bir albüm olmayacak bu.' Arjantin' diye bir şarkı var mesela ' Arjantin'miş gibi sömürgeciliği anlatıyor.


Normalde nasıl biri Yasemin Mori?


Çok değişken biriyim. Balık burcuyum bir kere :)

Heyecanlı ve enerjik biriyim. Bazen çok duygusalım, bazense duygudan eser yok. Ben değişimlere kendimi bırakıp bir nevi hayatın içinde akıyorum. Çok büyük hayallerim yok, belki biraz daha evrensel bakabilmeyi öğrenmek istiyorum. Kendimin dışına çıkmayı, deneyebileceğim kadar çok şeyi denemek istiyorum ikinci albüm biraz daha kendim dışında olur.


MySpace sayfanın uzun süredir takip eden kemik bir kitlen var. Klibin de tanınmanda çok etkisi olduğunu düşünürsek, albüm satışlarının pek de şahane olmadı bu dönemde sen albümden neler bekliyorsun?


Bir kere insanların elinde tuttukları bir materyal olması beni heyecanlandırıyor. Onun içinde benim çizimlerim var, bir parçam var. Öte taraftan insanlarda bir albüm bekleyişi var. Ne yaparsan yap bunu bekliyorlar benden. İnsanların evine girebilmiş olmak da heyecanlandırıyor. Hem albümlerin satmadığına inanmıyorum galiba ben. Çok büyük bir patlama olmayacak ama bu zamana dek bu kültürle yetiştik, hepimiz albüm topladık. Ben bunu şu an yapabiliyorsam, yapmayı istiyorum elbette. Eğer bir gün plak şirketleri albüm yapmaya hayır derse o zaman yeni çareler düşünülebilir.


İçine girmekte olduğun müzik piyasası için neler düşünüyorsun?


Bence çok güzel bir değişim yaşanıyor. Belki ben daha çok içine girdim. Çünkü Ankara'da iken bunu çok takip edebiliyor değildim. Büyük kısmını kaçırıyordum. Şimdi daha farkında olduğumdan mıdır bilemiyorum, durumu oldukça keyifli buluyorum. Bir kere internet in yaygınlaşması inanılmaz bir faktör. Van'daki birisinin Japonya'daki bir gruptan haberdar olabiliyor olması harika. Her şeye erişebilme şansı var artık. Biz bir şeylere ulaşmak için inanılmaz uğraş verirdik içine girdiğim bu durumda, herkesi daha iyi anlayabiliyorum sanırım. yapmak istedikleri, amaçladıkları... Herkes daha farkında sanırım her şeyin. Hepsi iyi olmasa bile pek çok yeni grup arasından pırıl pırıl parlayan süper işler çıktı.


Bıkmadan usanmadan dinlediğin kimler vardır?


Çok fazla şey var. Çok fazla müzik dinledim özellikle ortaokul ve lise yıllarımda. Ortaokulda Queen'i keşfetmiştim, ardından The Cure geldi, Morrisey geldi. Kendi kendine oluşan bir zincir olmaya başladı. Ablam çok büyük bir faktördü. Müzikle tanışmam onun odasından gelen seslere kulak kabartmam ile oldu. İnanılmaz bir arşivi vardı ve istediğin her albümü bulabilirdin. Pink Floyd ve Beatles'i unutamam ayrıca. Son zamanlarda Çilekeş'in ' Akrep ' şarkısını çok dinliyorum. Kujo dinliyorum. DANdadaDAN'ın dağılmış olmasından ötürü de üzüntü duyuyorum.


Ablanın müziğe başlamandaki etkisi oldukça büyük sanırım. Onun bir kız grubu varmış ve sen onlara çok özenirmişsin. Nasıl başladı ve nasıl ciddileşti her şey?


Ahhh evet! (kahkahalar) Korkunç bir dönemdi. Ne yaptıklarını anlamaya çalışıyordum. Garip sesler geliyordu odalarından ve gerçekten onları çok havalı buluyordum. Tam kız grubu gibide değillerdi benim aslında yapmayacağım tarzda bir müzik yapıyorlardı, tam olarak adlandıramam folk'a yakın ama enerjileri harikaydı! O beni içine çekti resmen.

Ardından Queen'le tanıştım ve o gün hayatımda bir dönüm noktasıydı. Daha sonra ortaokulda kendi bestelerimi yapmaya başladım. Çok kötü şeylerdi ama zamanla bir şeye döndüler. Ciddileşmek dersen...Bu bana hala iş gibi gelmiyor. Yani, hayatta en sevdiğim şeyi yapıyorum ve güne ' bu gün iş var ' diyerek başlamıyorum.


Şarkı söylemeye tam olarak ne zaman başladın?


Ortaokulda başladım şarkı söylemeye. Sesimi kullanmayı seviyordum. Ama çok bağırıyordum sanırım ki nodüller oluşmaya başladı ve bir ameliyat geçirdim. Ardından sesimi daha kontrollü kullanmayı öğrendim. Dışavurumcuydum, her şeyi sesimle dışa vurmaya çalışıyordum. Sesimi kaydedip üzerinde oynuyordum. Biraz klavye biraz da gitar çalarım ama ben hep sesim üzerinde yoğunlaştım. Denemelerim lisede ciddileşti. Gruplara girdim çıktım ama kendimi hiç ait hissedemedim. Onların besteleri vardı ve ben onları söylerken buluyordum kendimi. Hiç cover grubum olmadı, hep beste üzerinden ilerledi her şey.


Peki, hiç coverlamayı çok istediğiniz bir parça oldu mu?


Oldu tabii, olmaz mı? Bir sürü var ama hepsi yabancı. Bu da hoş bir şey değil. Kendi dilimiz varken ve kendi dilimizi kullanarak yeterince şeyi anlatabiliyorken başka bir dili tercih etmenin çok da lüzumlu olmadığını düşünüyorum. Bu dile yeterince eğilmiyoruz sanki. Bilemiyorum, bu dilin ne kadar önemli olduğunu gözden kaçırıyoruz sanırım ben bunu yapmak istemiyorum. Cover yapma fikri ortaya çıktığında hep kendi dilim üzerinden yol almayı seçiyorum. Ama ' Love Will Tear Us Apart' söylemeyi istiyorum. :)


Konserler ne zaman başlıyor? Sahnede kimler ile göreceğiz seni?


Masstival var. Onun dışında küçük konserler olacak ama henüz kesinleşen bir şey yok. MySpace'den duyuracağım zaten kesinleşir kesinleşmez. Sahnede Ozan Çolakoğlu davul çalacak benimle birlikte bu heyecan verici..


Röportaj: Birsen Birdir / Dream Dergi Ağustos 2008

Dergi Capture Erik ;)

Dream Dergi Ağustos Sayısı

Bende dahil bir çoğumuzun Yasemin Mori'yle tanışmamızı sağlayan Dream Tv'nin yayın organı olan Dream Dergi Ağustos sayısında Yasemin Mori'nin bir röpörtajı bulunuyor.

Dream Ağustos / 2008:

Çiçekler açsın diye hayvanlar diyorum


O, albümünü daha piyasaya çıkarmadan herkesin merak ettiği kişi oldu. Doğayla yaşamayı seviyor, müziklerinde hem doğayı hem isyanı anlatıyor. Yasemin Mori, çıkardığı yeni albümünün heyecanı içinde

Evin içine kapanık, asi kızı Yasemin Mori’nin en büyük derdi, bir albümü olsun, sesini kitlelere duyursun imiş ki, bu büyük hayalini de ‘Hayvanlar’ albümü ile nihayet gerçekleştirdi. 26 yaşındaki Mori, Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü mezunu. Eğitimi bittikten sonra, Ankara’dan, ailesinin yanından ayrılarak İstanbul’un yolunu tutuyor ve serüven de başlıyor.

Müzikle yolunuz nasıl kesişti?

Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nü kazandım. Daha çok görsel alana yönelmeye karar verdim. Ama içimdeki müzik aşkı hiçbir zaman bitmedi. Bütün projelerimin içine müziği hep kattım. Üniversitede, bitirme projesi için bilen biriyle çalışmam gerekiyordu. Emre Irmak da o aralar askerlik için oradaydı. Onunla tanışmak hayatımın dönüm noktası oldu. Benim aklımda, İtalya’da müzik okuluna gidip, kendimi tam anlamıyla geliştirmek vardı. Ama Emre Irmak ile o kadar güzel şeyler yaptık ki onları bırakıp gidemedim. Ve İstanbul’a geldim. Geldiğim günden bu yana kadar da onunla hep bir şeyler üreterek çalışmaya devam ettim. Ve sonunda ‘Hayvanlar’ adlı albümümü ortaya çıkardım.

Ankara’nın da oturmuş bir müzik kültürü vardır. Ama siz İstanbul’u tercih ettiniz.

Ankara bana göre çok küçük ve bütün dünyaya kapalı bir yer. Sadece kendi dünyanız var. İnternet olmasa hayattan tamamen koparsınız. Zaten hiçbir zaman orada kalmayı düşünmüyordum. “Şehir şehir dolaşayım. Başıma neler gelecek göreyim” diyen biriyim. Sürprizlerle dolu hayatı seviyorum. İstanbul’a gelince, “Hayat buymuş” dedim. Ve mutlu oldum. Çünkü her şeyi gözlemleyebiliyorsunuz ve akıcı bir hayatınız var.

Albümünüze ‘Hayvanlar’ adını koyma nedeniniz hayvanları sevmeniz mi? Yoksa insanları, düşünen hayvan gibi mi algılıyorsunuz?

Biz çok düşünen ve kuran yaratıklarız. Ağaç olma metaforuna doğru gidiyoruz. Ve bizim dallarımız var. Dallardan daha çok köklerimizi unutmayalım istiyorum. Hayvanların hayatta kalma içgüdüsünden etkilenmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü nereden geldiğimizi bilmek gerekiyor. Orayı unuttuğumuz an, işte dallarda çiçekler açmıyor. İşte bu yüzden, çiçekler açsın diye ‘Hayvanlar’ diyorum.
Doğa sevginizi her albümünüzde yansıtacak mısınız?
Doğa çok önemli. Git gide yok olursa, daha çok yansıtırım.

Şarkılarınızda isyan ve asilik var. Müzik yaparken mi bu kadar asi oluyorsunuz?

İnsan ilişkilerinde çok vasat biriyim. İçime kapanığımdır. İçimdeki ruhu ancak şarkılarımda yansıtabiliyorum.

‘Aslında Bir Konu Var’ adlı klibinizde, gücünüzle etrafınızda uçuşan erkekler var.

Erkek-kadın gibi kavramlarına çok inanmıyorum. Biri var olmuş ki diğer cins ortaya çıkmış. Bu yüzden kimsenin kimse üzerinde çok fazla etkisi yok.

Albümünüz çıkmadan tüm şarkılarınız internetteydi. İnternet, albümden daha mı etkili?

Şarkı ve klip hazır bir şekilde elime geldi. Plak şirketi de klip yayınlayan kanallara yolladı. Ben de myspace’ime koymak istedim. Şirket de ‘koy’ deyince koydum. Ama bu kadar çok tutulup dilden dile yayılacağını tahmin etmiyordum.

Eda İMİK - Tempo Dergi

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Yasemin Mori Resimleri (Slayt)

Yasemin Mori resimlerinden oluşan slayt:

Müzik : Anima - Fa Minör Mızıka
Basit bir slayt ama içinde Yasemin Mori olduğu için güzel :)

İyi izlemeler.

26 Temmuz 2008 Cumartesi

Yasemin Kız

Uzun yıllar önceden tanışırız Emre Irmak’la. Henüz daha çok gençken ne kadar yetenekli bir adam olduğunu göstermişti. Ama uzun zamandan beri Yasemin Mori projesiyle ilgili ne kadar heyecanlı olduğunu iyi biliyorum.

Yasemin’den bahsedince gözlerinin içi gülüyor hep; "müthiş bir ses, müthiş bir şarkı yazarı; seni mutlaka tanıştırmam gerek" diyor. Hakikaten bir gün bir yerde tanışıyoruz. Çıtı pıtı, güler yüzlü bir kız Yasemin. Aradan çokça zaman geçiyor.

Yasemin’in şarkıları internet ortamlarında; özellikle de Myspace’de binlerce kez dinlenir olmuş. Zaman içinde şarkılar iyice olgunlaşmış. Yasemin’in besteleri de sözleri de vurucu. İyi bir kadın rock vokali olmaya da kuvvetli bir aday. İlk dinleyişte çarpan şarkılar.

Myspace’ten takip ederken umarız albümün gerisi düş kırıklığı yaratmaz diye düşünüyoruz ister istemez. Ancak "Hayvanlar" albümü çıktığında Mori’nin beklediğimizden de fazlasını biriktirdiğini; o çıtı pıtı, küçük, güzel kızın şarkılarıyla nasıl kocaman bir iş çıkarttığını anlıyoruz.

Albüm henüz piyasaya çıkmadan televizyonlarda ve internet ortamında izlediğimiz ilk klip "Aslında Bir Konu Var" da şarkıyla oluşturduğu uyum ve sadeliği ile Yasemin Mori’nin ününe ün katıyor. Yönetmen Fatih Kızılgök’ün de hakkını teslim edelim. Tabii grafik tasarımcı Yasemin’in de olayın görsel taraflarında parmağı olduğu kesin.

Son yıllarda çıkmış en heyecan verici albümlerden biri olan "Hayvanlar"da; Cengiz Baysal, Volkan Öktem, Tarkan Gözübüyük, Murat Ejder, Gültekin Kacar, Korhan Futacı gibi iyi müzisyenler eşlik ediyor Yasemin Mori’ye.

Albümden "Aslında Bir Konu Var" dışında "Kuzgun", "Nolur, Nolur, Nolur", "Arjantin", "Konuşmak", "Mutsuz Punk", "Aptal" başta olmak üzere tüm Yasemin Mori şarkıları tavsiyemdir. Kendisine buradan açık çek veriyorum.

Ben albümü dinlemeden almam diyorsanız www.yaseminmori.org adresinde tüm şarkıların kısa versiyonlarını dinleyebilir, fikir edinebilirsiniz. Yine www.myspace.com/yasemori adresinde de "Kuzgun", "Aslında Bir Konu Var" ve "Aptal"ın tam versiyonlarını dinlemek mümkün.

MÜZİSYEN NE YAPSIN?

Gelelim işin bir diğer boyutuna... Albümün müzikal prodüktörlüğünü Yasemin Mori ve Emre Irmak birlikte yapmışlar. Yazının başında da söylediğim gibi uzun zamandan beri şarkıları en iyi haline getirmek için çalışıyorlar canla başla.

Öte taraftan albümün yapımcısı olarak Emre Irmak ve Ozan Çolakoğlu isimlerini görüyoruz. Emre’nin ne kadar yetenekli bir müzik adamı olduğundan söz etmiştim. Ozan Çolakoğlu için bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Türkiye’nin en iyi müzik adamlarından biri olmasının yanı sıra müzikten başka bir şey düşünmeyen, mütevazı bir usta aynı zamanda.

Yapımcı ne demek? Para veren, işi pazarlayan adam demek. Bir zamanlar plak şirketlerinin yaptığı iş yani. Ama bugün plak şirketlerinin çoğu sadece albüm çoğaltıp dağıtmaktan öte bir işlev görmüyorlar. Albümün tüm masraflarını müzisyenler karşılıyor, hatta klip ve tanıtım masrafları bile çoğu zaman sanatçıların cebinden çıkıyor.

Bu durumda iki müzisyen Emre Irmak ve Ozan Çolakoğlu hatırı sayılır paraları ceplerinden harcayarak albümün yapımcılığını üstlenmeyi yeğliyor. Ozan da, Yasemin ve Emre kadar inanıyor işe. Ve "Hayvanlar" albümü Emre’nin kurduğu Irmak Plak etiketiyle sonunda çıkıyor piyasaya.

Asıl işleri yapımcılık olan müzik şirketleri bu şekilde davranarak kendilerini koruduklarını sanıyorlar belki ama aslında kendi kuyularını kazıyorlar. Müzisyenler inançları uğruna büyük risklere giriyorlar; ama başka şansları da kalmadı galiba.

Büyük müzik şirketlerinin dağıtım şirketlerinden farkı kalmadığı, meslek örgütlerinin telif gelirlerini aylar sonra ödediği hatta nasıl pay edeceği konusunda bile sürekli tartıştığı bir ortamda; kazandığını yine müziğe yatıran müzisyenleri kim kurtaracak inanın ben de bilmiyorum.

Tolga AKYILDIZ / Hürriyet

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Yasemin Mori’nin aslında birçok konusu var


"Aslında bir konu var" diyerek adını müzik kanallarında, internet sitelerinde ve top 10 listelerinde duyurdu Yasemin Mori. Henüz ortada albüm bile yoktu ama Myspace sayfasında yayımlanan klip, birkaç gün içinde binlerce kez izlendi. Aynı klip MTV Türkiye’de "Günün Şarkısı" olarak yayınlandı. Üzerinde bu kadar çok konuşulan "Aslında bir konu var" ve diğer dokuz şarkı, sonunda Irmak Plak’ın yayınladığı Hayvanlar adlı albümde toplandı. "Belli bir tarzım yok. Rock, pop, caz ya da alternatif müzik değil, sadece Yasemin Mori" diyor kendisi.

Yasemin Mori (26) İstanbul doğumlu. Ama ailesi iş gereği o 6 yaşındayken Ankara’ya yerleşmiş. Bu yüzden "Ankaralıyım" diyor. Müziğe düşkünlüğü de burada, çok iyi birer dinleyici olan babası ve ablası sayesinde başladı. Büyük bir arşive sahip babası, onu klasik müzikte ustalaştırırken, ablası da rock ve cazı öğretti. Ama müzikle asıl tanışmasını Queen’i dinlediği gün olarak anıyor: "İlgimi daha çok rock müzik çekiyordu. Ama Queen’in Bohemian in Rapsody şarkısını dinledikten sonra rocktan öte müzikler olduğunu anladım. O zaman henüz ilkokulda olduğumdan bu şarkıların sözlerini de anlamıyordum. Belki de bu yüzden hep müzik ve vokal üzerinde yoğunlaştım."

Emre çarşı iznindeyken besteyi düzelttik

Mori, sonraki yıllarda babasının aldığı küçük bir orgla, dinlediklerini kendi kendine çalmaya başladı. Gitar çalan ablası ona yardım etti. Zamanla besteler yapmaya başladı. Hiçbir enstrümanda uzmanlaşamadı. O sadece çılgınca şarkı söylemek, besteler yapmak ve söz yazmak istiyordu. Lisede müzik gruplarına katıldı ama cover yapanları değil, kendi tarzı ve şarkıları olanları seçti. Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nde okudu. Ama bitirme projesi bile müzik üzerineydi. Kendisine ait bir besteden yola çıkıp konusunu hazırladı ve fon müziği olarak bunu kullandı.

İşte bu sırada da Hayvanlar albümünün prodüktörlerinden Emre Irmak’la tanıştı. "Bu besteyi düzgün bir şekilde kaydettirmek istiyordum. Bir arkadaşım beni Emre ile tanıştırdı. Emre Ankara’da askerdeydi. Çarşı izni günlerinde buluşup besteyi düzelttik. Bundan sonra da arkadaşlığımız devam etti ve yaptığım tüm besteler üzerine tartışmalarımız sürdü."

Bu bir isyan değil olanı anlatıyorum

Yasemin, üniversiteyi bitirince İstanbul’a taşındı ve beste yapmaya devam etti. Emre Irmak ile çalışmayı sürdürdü ancak amacı albüm yapmak değildi. Sadece bir kez bir DJ arkadaşının teklifiyle Roxy’de kendi besteleriyle konser verdi. Sahneye çıkmak istediğini anladı. Bir de artık daha iyi besteler yaptığını hissediyordu: "İstediğim dünyanın oluşmaya başladığını hissettim. Kaosun içinde kendime bir yer açıyordum. Ankara’da yaşayanlar biraz daha sistemli, var olmak orada daha kolay. İstanbul’da ise herkes bir çırpınış içinde. Belki de Ankara’dan buraya yerleşmem etkili oldu. Şarkılarımda her şey çok durgunken bir anda patlamalar olabiliyor."

Yasemin Mori’nin albümünde 10 şarkı var. Yıllardır beste yaptığından aralarından eleme yapmakta zorlandı. Kayıtlar bittikten sonra bile iki şarkıyı çıkarıp yerlerine sonradan yazdığı Kuzgun ve Arjantin’i ekledi.

Klibin bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştik

Bu, sadece bir konuya giriş cümlesi benim için. Bir şey anlatacağım ve ona giriş yapıyorum. Şarkıda ikili bir ilişkiyi anlatırken aslında daha büyük bir bütün olduğu farkediliyor. Klipte de bunu anlatmak istedim. Bu yüzden sürekli insanlar çoğalıyor. Tek başına var olduğunu sanarken, birileri ortaya çıkıyor ve "Bak ben de varım" diyor. Albüm biraz geç kaldı. Klip hazırdı ve yayınlamamak çok saçmaydı. Çünkü bir hafta sonra albümü çıkarmayı düşünüyorduk. Ama bazı aksaklıklar oldu ve bir ay geç çıktı. O arada klibin bu kadar ilgi göreceğini düşünmemiştik.

Mori soyadı anneanneden kalma

Aslında asıl soyadım Savgı. Ama albüm için kendime Yasemin Mori demeyi tercih ettim. Çünkü Mori, Balkan dillerinde "kız" kelimesi yerine kullanılıyor. Edirne’de yaşayan anneannem ve arkadaşları da bu yüzden beni çağırırken "Yasemin Mori" diye seslenirlerdi. Bunu çok benimsedim. Hep benimle kalması için albümdeki ismimi Yasemin Mori yaptım.

Albümün adı niye Hayvanlar?

Albümde "Kuzgun" adında bir şarkı var. Bir de Mutsuz Punk’ta, bir kızla bir at arasında geçen ilişki anlatılıyor. Hayvanlara meraklıyım, üç tane kedim var. Hayvanlar üzerinden bir şeyler anlatmak bana anlamlı geliyor. Biz insanlar doğaya bu kadar zarar verirken, hayvanların sezgileriyle onu korumaya devam ettiklerini düşünüyorum. Edgar Allan Poe’nun Kuzgun adlı kitabını birçok kez okudum. Balkonuma kargalar geldiğinde, çok benzettiğim için keşke bunlar kuzgun olsa diye düşünürüm. Belki de bu şarkı o kargalar sayesinde çıkmıştır. Dertli kuşlar bunlar. Sanki her şeyi biliyormuş gibi bakıyorlar.

Deniz İnceoğlu / Hürriyet

18 Temmuz 2008 Cuma

Cosmo Girl Röpörtajı


' Aslında Bir Konu Var' adlı parçayla bir anda dikkatleri üzerine çeken Yasemin Mori 'Hayvanlar' adlı yeni albümüyle yaz aylarında düşündürecek. Bu albüm iç güdülerle ve doğayla müthiş bir uyum içerisinde olanlara işaret ediyor!



Şarkıdaki gibi biriyim işte. Bir şey dikkatimi çeker, sonra o şeyi anlamaya çalışırım.
Altından bakarım, üstünden bakarım, sorular sorarım, dokunurum, hissederim...

'Aslında bir konu var' şarkısının yanı sıra, klibin de çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

Albümün ismi 'Hayvanlar'. İç güdülere ve doğayla müthiş bir uyum içerisinde olanlara işaret ediyor.Bu şarkıları yazdığım sırada, bir yanım doğal yaşam alanımızdan koparılmış olduğumuz duygusunu fazlasıyla hissediyordu.Diğer yanımsa insanların ürettiği gerçeklikten kopmak istemiyordu, bu gerçeğe tanıklık etmek istiyordu.işte bunlar albüm oldular.

Bir süre İstanbul'da yaşayım, sonra İtalya'da okumaya devam etmek gibi bir niyetim vardı ama İstanbul'da kaldıkça burada olmak istediğimi fark ettim.İstanbul sanatla uğraşanlar için çok önemli bir yer gibi geliyor bana.İki kıtayı birleştirmesini düşünmek bile garip.burası bir şeyler üretmek için insanı zorluyor.

Sanatla ilgili bir bölümde okumanın insan bakış açısını genişletmesine yardım ediyor.Verilen tüm projeler zihninize çekilen ya da sizin çektiğiniz setleri kaldırmaya, yıkmaya yönelik olduğundan, özgürleşmek gibi bir derdiniz varsa size bir yol açabiliyor.

Kesinlikle doğallıktan yanayım ilk insanlara özenen biri başka neden yana olabilir ki zaten? :)

Temmuz 2008 CosmoGirL!

Dergi capture yine erik ten ;) bloga en çok hatta 'tek' destek olan kişi teşekkür ediyoruz.

Ben Bir Hikaye Anlatıcısıyım...





Yasemin Mori 26 yaşında.Ankara doğumlu.İlk albümü "Hayvanlar"daki söz ve bestelerle birlikte,grafik tasarımları da kendine ait. Mori, Şarkılarında canını yakan ve kendini sinirlendiren şeyleri anlatıyor.Sahneyi seviyor,çünkü söylemek istediklerini sahnede daha anlaşılır bir hale geldiğini düşünüyor.Albümünü yaparken kendini toprağın altına gömmüş gibi hissettiğini ve derdini oradan anlatmak istediği söylüyor. Az ışıkla yaşamadan güneşin değerini bilememenin ne menem bir şey olduğunun da farkında. İşte anlattıkları...


-Müzikle ilişkiniz ne zaman dinlemekten öteye geçti, yani ne zaman müzik için harekete geçtiniz?

Ben aslında Queen'in "Bohemian Rhapsody"sini dinlediğimde bu kırılmayı yaşadım.Ortaokul yıllarında ablam kaseti bana getirip "bunu dinlemelisin" dediğinde onun heyecanına anlam verememiştim, dinlediğimde ise her şey değişti.Melodinin geçişleri, sözleri,armoninin rengi her şey harikaydı... Mucize gibi bir şarkıydı, yani her şey onunla başladı.Müziğe kapıldığımı anlayan babam da bana bir org aldı. Lise yıllarında müzik grupları kurup yola devam ettim. Zaten lisedeki o heyecan devam ederse albüme kadar uzanabiliyor ya da orada bitiyor.

-Üniversitede grafik tasarım okumuşsunuz. Görsel yaratım da kendini ifade etmenin farklı bir yolu. Müzikle teması nasıl?
İkisi de bakmaya ve görmeye zorlayan şeyler, birbirlerini tamamlıyorlar.Dinlemek,bakmak, bakıp da görmek, görüp de yorumlayabilmek ikisini birbirine yakın tutuyor.

-Dinlemek de bir bakıma görsel bir süreç.
Müzik kafanızda bir resim çizer ve siz o resime göre duygulanırsınız.Müzikal hikayeyi görsel olarak ifade etmek ona anlam katmaya başlıyor.

-Sesiniz buğulu,melankolik ve yoğun,ama masum bir yakarış da değil.Müzikteki derdiniz ne?
Dertsiz hayatlar yaşamıyoruz.Doğu,Batı,sağ,sol,sen,ben,biz,öteki derken hepimiz taraf oluyoruz.Taraflar birbirinin üstüne çıkıyor,boğuyor ve yoruluyor.Müzik de bu çarpışmada bir çıkış yolu,o çatlaktan çıkan bir ironi... Ben ise nelerden canım yanıyor , neler beni üzüyor ve sinirlendiriyor bunların derdine düşüyorum.

-Yaratıcılık marazdan doğuyor,ama sizin şarkılarınızda hiciv var.Çıkış parçanız " Aslında bir konu var", zor ve söylenmek istenmeye konuşmalardan önce gelen bir başlangıç cümlesi.O şarkıda neyle çatışıyorsunuz?
Aslında klibin kurgusuna pek çok konu oturabiliyor, ama benim üzerinde durduğum "bir" olmak, yani kendine ait kalabilmeli.Tüm sıkıntılarımız, acılarımız yaşadığımız için var.Bazen bunun da yeterli olduğunu düşünüyorum.şarkılarımda hayatımızı dengede tutmaya çalışırken nasıl yorulduğumuzu anlatıyorum. Sözlerdeki içsel kısımlar da kendimle ilgili derlerin yaması.

-Melodiyi sözlere mi yazıyorsunuz enstrümanla mı?
Bazen çok belirgin bir şekilde sözlerle yazıyorum, iyi bir armoniyi sonuna kadar getirebiliyorum.Sanırım en iyiler,en kolay anlaşılanlar, plan yapmadan ansızın gelenler oluyor.
Müziği parça parça yazınca kimyası çok karışıyor.

-Albümün adı "Hayvanlar" , ama anlatmak istediğinizin karşılığı bu değil sanırım.
Albümü yaparken kendimi toprağın altına gömdüm gibi hissettim, oradan bir şey söylemek istiyordum. Toprağın biraz altında, azar azar sızan güneşi görerek bir şeyler yazmaya ve anlatmaya çalıştım. Toprağın altına girmeden o ışık sızıntısının değerini bilmiyoruz.Bunları kişiselleştirmek anlamlarını biraz küçültüyor.Zaten benim nasıl bir yolda olduğum değil de yolun kendisi üzerinde bir çaba bu.

-Peki sahnede olmak nasıl?
Sahne başka bir yer.Tiyatro gibi ,ama canlı,her seferinde farklı bir oyun var, tepkilere ve doğaçlamalara açık. Sahnede ne dediğim daha anlaşılır bir hale geliyor. Zaten şarkıları canlı söylemek çok farkı .Ben zaten kendimi hikaye anlatıcı olarak görüyorum şarkılarım da müzikli hikayeler...

Ali Deniz Uslu / Cumhuriyet

Gazete scani için YaseminMori.org'dan erik'e teşekkürler :)

17 Temmuz 2008 Perşembe

Bir varmıııış, bir yokmuuuuş...

İşte henüz albümü çıkmadan herkesçe tanınıp bilinen, klibi ve farklı ses rengiyle dikkatleri üzerine çeken ve Harry Potter'in Emma Watson'una benzettiğim Yasemin Mori'nin hikayesi

Biraz geçmiş yıllara gidelim. Müzik hayatına nasıl girdi?
1982 İstanbul doğumluyum. Ailem sonradan Ankara'ya taşındı. Okul hayatım Ankara'da geçti.

Benim dönemimde bizim ailede müzik, üzerine titrenen bir şeydi. Plaklar dinlenirdi hep. Müzik dinlemenin bir ritüeli vardı. Ablam, annem ve babamın klasik müzik krizini eve yeni yeni müzik tarzları sokarak dağıttı, ben de o sayede caz ve rock la tanıştım.

Söz yazıp beste yapıyorsun. Bu yetenek genlerden mi geliyor acaba?
Ailede müzisyen yok ama annemin sesi çok güzeldir. (Şaka! bunu annemi güldürmek için söyledim, çünkü annemin sesi gerçekten pek iyi değildir :) Ama babam benim yaşlarımdayken kendi kendine besteler yapıyormuş. Annem babamın kadifeler kadifesi bir sesi olduğunu söyler. Gerçi ben hiç duymadım! Mimarlık okumuş, benim gibi o da çizmeye çok meraklı. Hiç unutmuyorum, ortaokuldayken onun gençliğindeki müzik grubunu grafikler çizerek anlattığı defterine hayranlıkla bakardım.

Merak ediyorum, İstanbul'a alışabildin mi?
Dünyanın bütün şehirleri bir şeyler vaat ediyor. İstanbul da gösteriyor kendini. Yani İstanbul'u zaten biliyordum, onu elimden geldiği kadar çabuk kabullenmeye baktım.

Daha önce amatör olarak nerelerde sahne almıştın? Seni ilk kim keşfetti?
Aslında pek bir şey yok. Ankara'da Üniversitenin ilk yıllarında okuldan öğretim görevlisi bir hocamın, Zafer Aracagök'ün proje bazlı konserinde bir kaç şarkıya eşlik etmiştim, grubun adı "Sıfır"dı ve ilk sahne deneyimimdi. Çok ilginç bir müzik yapıyorlardı. O gece Babazula'dan Murat Ertel konuk sanatçılardan biriydi. Güzel bir geceydi benim için. Bir kere de Roxy'de sahne aldım. O zamanlar başka bir grupla çalıyorduk. Konsepti uykudan önce hikayeleri gibiydi biraz.

Albüm yaparken sana kim destek oldu?
Şu bir gerçek; albümü yaparken en büyük desteği ailemden ve Emre Irmak'tan aldım. Ozan Çolakoğlu da son anda projeye katılarak destek oldu.

Deneyimin çok az olsa da sahne performansın oldukça enerjik. Baştan sona hiç tempoyu düşürmeden kendini izletiyorsun. Bunu neye borçlu olabilirsin?
Sahnede olduğumu unutmuyorum. İnsanlara yapmış olduğum albümü anlatıyorum, bunu anlatmayı da çok seviyorum üstelik.

Grafik eğitimi aldığını biliyoruz. Albüm kartonetini hazırlaman dışında bu alanda başka bir şeyler yapıyor musun?
Albüm kartonetini ben hazırlamadım, tasarım Seha Can'a ait. Okuldan tanıdığım ve sonradan benim gibi müziğin peşinden gitmiş olan bir arkadaşımla beraber çalıştık. Aslında ben grafik tasarım değil de daha çok illüstrasyon işleri yapıyorum. Okuldayken daha çok o konuya eğildim diyebilirim. Belki daha sonra yaptığım çalışmaları bir şekilde değerlendirebilirim.

Albümünün adı neden Hayvanlar oldu?
Pek çok nedenden dolayı bu ismi seçtim. En basitinden, hayvanlar kelimesi bende müthiş renkleri tonları ve uyumu çağrıştırıyor. Beynimin bir kısmı sırf onlardan edindiğim bilgilerle çalışıyor. Hayvanlar bana sanat eseri gibi geliyor. Sanki Yaradan, "Bakın onlara ve onlardan bilgi edinin, hayatınızın devamı için onlardan ilham alın" demiş gibi. Hayvanları hangi açıdan izlerseniz izleyin çok inanılmaz bulgular elde edebilirsiniz.

Gerçekten ilginç... Bu arada görünüşünle sesin pek örtüşmüyor. Bu minyon bünyeden bu derece tok bir ses nasıl çıkıyor diye düşünüyor insan ister istemez. Ses tonunu konusunda etkilendiğin birilerinden esinlemiş olabilir misin?
İnsanin sesi vücut yapısına göre gelişmiyor tabii ama ben küçükken caz sanatçıları dinlerdim mesela Ella Fitzgerald, Nina Simone ya da Billie Holiday... Pes tonlarda şarkı söylemek o zamanlardan beri çok hoşuma giden bir şey. Aynı dönemde söylediğim gibi, bizim evde sopranolar dinleniliyordu. Onlara karşıydım yalnız. Bağırmanın da bir adabı olmalı diye düşünüyordum. Sırf sesin o tiz sesleri basabiliyor, yükseklere çıkabiliyor diye o kadar bağırılır mı hiç?

Bu arada erkek dinleyicilerin de güzelliğinden oldukça etkilenmişler. Sence başarılı bir ses güzel bir fizikle desteklendiğinde daha mı iyi oluyor?
Serge Gainsbourg'un bir lafını okumuştum bir yerlerde, "Çirkinlik bir şekilde güzellikten üstündür, çünkü en azından çirkinlik daimidir" diyordu... :)) Fiziksel güzelliğin yücelttiği bir dönemden çıkıyoruz gibi geliyor bana. Güzellik bir bütündür bana göre. Hem Serge Gainsbourg'u dinlerken kim onun gerçekten çirkin olduğunu düşünebilir?

Nasıl bir kişiliğin var, her şeyi kendine saklayıp içindekileri şarkılarına vuran biri misindir mesela?

Dışa dönük olduğum zamanlarda neşeli ve sakacı biriyimdir. Bir şeyler üzerinde çalışıyorsam içime kapanırım. İçime doğru konuşmaya başladığımda arkadaşlarım benden tıpkı bir yengeç gibi yan yan kaçmaya başlıyorlar.

Biraz çılgınmışsın duyduğuma göre. Pek sağın solun belli olmuyormuş.
:) Eskiden çılgın bir şeydim, hep enerjimi akıttığım şeyler vardı ama onlardan arta kalan enerji bana hala fazla geliyordu. Bunu ilk defa geçtiğimiz senelerde albüme çok fazla konsantre olarak dengeleyebildim.

Masstival'de alternatif sahnedeydin. Oldukça heyecanlıydın... Tepkiler nasıldı?
Çok güzeldi. Konserden on dakika önce ortada hiç izleyici yoktu, "Eyvah, grubun filan da morali bozulacak şimdi" dedim. Fakat sahneye çıktığımda beklemediğimden fazlasını gördüm karşımda. Herkes şarkıları dikkat kesilerek dinledi ve bitince de içtenlikle alkışladılar.

RollingStone / Nilüfer Karaciğan Şaşmaz

Birileri farkında!

Milliyet yazarı Asu Maro dünkü yazısının son bölümünde Yasemin Mori'ye yer vermiş :)

Yazının tamamı : Milliyet Cafe

***
Yasemin Mori'yle ilgili bölüm :

Birileri farkında!


Myspace’te yayınladığı şarkıları kulaktan kulağa yayılan Yasemin Mori’nin epeydir beklenen albümü “Hayvanlar” nihayet çıktı. Çok özgün bir ses, söyleyecek sözü olan bir genç kadın.
Ne mutlu ki kadın ‘ozan’larımız hızla artıyor, bütün şarkılarının sözleri ve müziği kendisine ait Yasemin Mori’nin. Düzenlemelerde Ozan Çolakoğlu ve Emre Irmak imzaları var.
İlk klip şarkısı “Aslında Bir Konu Var”ın “Birileri bize çok acı getirdiler / Birileri farkında, birileri fark etmedi! Birileri sağ, birileri sol, birileri fark etmedi!” gibi sözleri var. Ankara’dan 22 yaşında naif bir genç kız olarak geldiği İstanbul’da “Her şeyi fark edip çığlık attığı parça” kendi sözleriyle.
Ve bu farkındalık belli ki günden güne artmış, ortaya dokuz parçalık bir koca çığlık çıkmış. Bu çığlığa kulak verin, pişman olmazsınız!

16 Temmuz 2008

Asu Maro / Amaro@milliyet.com.tr