21 Mart 2015 Cumartesi

14 Mart 2015 @ Salon İKSV

Finnari Kakaraska lansman konserinden fotoğraflar:


Fotoğraflar: Ali Gürel

Kadın Muhabbeti

“Finnari Kakaraska” geçtiğimiz hafta raflarda yerini aldı


Uzun zamandır ilk kez bir albümü dinlerken bu kadar heyecanlandım, hatta uzun zamandır ilk kez bir albümün tamamını dinleyebildim! Ve Kadıköy’de buluştuğumuzda gözlerime inanamadım; ben böyle bir enerji, böyle bir aura görmedim... 
10 şarkı boyunca bir fanusun içinde oradan oraya süzülmenizi sağlayan bir albüm bu. Yasemin Mori’nin hikâyeleri gibi, kendisi de “finnari kakaraska”dan sanki. Şarkı sözlerinde mabetler, yaratıklar, Poseidon’lar... 

Albüm karanlık bir masal gibi. 
Pozitif bir his de yok mu? Karanlik deyince üzüldüm şimdi, dunganga masalları gibi de değil. Karakterleri mitleştirmeyi ve onlar üzerinden dönüşüm yaşamayı çok seviyorum. O tiplemeler de tabii ki tekinsiz sularda. Hiçbir zaman çok basit yaşamıyorlar, denizin sonsuzluğunda var olmaya çalışan bir yaratık ne kadar tasasız olabilir ki? Tekinsiz bir taraf her zaman var. Avcı karakteri de öyle, tam bir modernizm eleştirisi.

 Nasıl bir hayat yaşıyorsunuz modernizmi eleştirirken? 
Bir önceki albüm döneminde alışveriş yapmaya son verdim. Çorap bile almıyordum. “Şu ana kadar var olanlarla hayatımı geçirmek istiyorum” dedim.

 Bunun sırrını ben de istiyorum!
Öyle bir kafaya ulaştım. Kafamda ahlaki çatışmalar yaşadım, sadece vererek yaşamak istedim. Müzik yapmak ve birilerine ulaştırmak için bile bir çarkın içinde olmayı reddettim. İzole olup üretmeye ve kendim için yaşamaya karar verdim bir süre.

‘KADINLAR ŞİFALI’

 İyi geldi mi? 
Farkındalık açısından evet. Ama tabii ki çok da zorladı beni. Köklerime dönmeyi araştırırken bunu şehri iterek yapamayacağımı fark ettim. 3. albümde geldiğim noktada sisteme isyan etmektense onun bir parçası olarak, gözlemci olarak onunla birlikte var olmak istiyorum. Mağarama çekilip yaşamak istemediğime ve başka şeylere de ihtiyaç duyduğuma karar verdim. Çünkü bu düzen ne kadar insanlara batan, zorlu tarafları olsa da iyiye doğru evrilmeye müsait. Şimdi bunun yöntemlerini arıyorum, her şeyle daha barışığım.

 32 yaşında, hâlâ muzip bir çocuk ifadesi var yüzünüzde. Kadınlığın neresindesiniz?
Kafamdaki kadın figürü ayakları yere basan, dünya hakkında fikirleri olan, hayatını kurma yetisine sahip bir figür. Toplumda kendisini kısıtlamaya çalışan engellere karşı var olmaya çalışan bir savaşçı aslında kadın. Derler ya “Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Dişiliğini çok daha cesur bir şekilde yaşayan ve yansıtan kadınları çok seviyorum. Kadın kahkahasını da çok seviyorum, kadınların birbirine verdiği enerjiyi de çok seviyorum. 

Kadın demişken, albümde “Kadınlar” diye bir şarkı var. “Kadınlar gördüm elbise yok, sırları zehir gibi bana akıyor” diyorsunuz. Ruhsal bir “catfight” (kız kavgası) mı yaşandı?
 Hayır, tam tersi. Zehir ve yılan benim için iyi şeyler, olumsuz imgeler değil. Toplumda “Ne korkunç” denen her şey bende arkasına bakma isteği uyandırıyor. Orada bir kadının bütün çıplaklığıyla bir diğer kadına akıttığı zehirden, yani şifadan söz ediyorum. Erkeklerden bir yere kadar bir şeyler öğrenebiliyoruz. Biz kadınlar olarak birbirimize çok daha fazlasını aktarabiliyoruz. Kaçışımız yok, o zehri almak ve o farkındalığa ulaşmak zorundayız.

 Özlüyor musunuz Ankara’yı? Yoksa en güzel tarafı İstanbul’a dönmek mi? 
Kendimi hiç Ankaralı gibi hissetmedim. Ankara’da çok güzel zamanlarım geçti, bütün bağlarım orada. Şehrin o ayakları yere basan tarafından çok beslendim. Ama bir Balık burcu olarak denizin olmadığı bir yerde yaşamak istemiyorum. Olmam gereken yer İstanbul, burada çok iyi hissediyorum.

Peki ya çocukluk? 
Çok güzeldi. Edirne’de civcivlerle, yaramazlıklarla geçti. Annemler biraz salmış beni, hep kendi dünyamda yaşadım. Böcekleri çok severdim, ilkokulda herkes oynarken dağa tırmanıp toprakların arasında böcek arardım. O zaman karıncalara ve uğur böceklerine takıntılıydım. Solucan beslerdim.

‘Uzaktan hikâyeler getiriyorum’ 

Ne demek “Finnari kakaraska”? Bir büyü ismi gibi değil mi?
Albüm bitti, bütün şarkılar hazır. Sıra isim bulmaya geldi, bu da beni en zorlayan kısım. “Bu albümün ruhu ne?” diye defalarca sordum kendime. Sonra elime bir kadın argo sözlüğü geçti. Öylesine karıştırırken içinde “finnari kakaraska” diye bir şey gördüm, “uzak yerler” demekmiş. Bir anda kafamda ampul yandı. Çünkü evet, söz yazarken ve müzik yaparken uzaktan hikâyeler getiriyorum gibi geliyor. “Finnar” aynı zamanda ateş demekmiş Farsça, “kakaraska” da bir kuş. Hepsi bir şeyler çağrıştırdı ve albümün ismi bu olsun istedim. Önce “Bir tuhaf sanki, emin misin?” dediler ama sonra herkesin hoşuna gitti.  Kimse kolay kolay 10 şarkılık albüm yapmıyor artık. Bu zamanda çok zor bir şeymiş. Gerçi hep zor 10 ayrı şarkıya ayrı ayrı odaklanıp bir yandan zamanla yarışmak. Çünkü insanların beklentileri var. Ama diğer yandan albüm inanılmaz bir şey. Bitirdikten sonra bir film yapmış gibi, büyük bir şey ortaya koyduğunu görüyorsun.

Gizem Sevinç SELVİ / HT CUMARTESİ 

13 Mart 2015 Cuma

Finnari Kakaraska

  1. Ellerimin Karası 
  2. Bitli Kaptan 
  3. Avcı 
  4. Elim Tetikte 
  5. Kadınlar 
  6. Oyna 
  7.  Çınar 
  8. Gel 
  9.  Kim Var?
  10. Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş

Yapım : Dokuz Sekiz Müzik Yapım / 2015 Yapımcı : Ahmet Çelenk

Müzik Prodüktörü ve tüm düzenlemeler: Can Çankaya Yapım Koordinatörü: Demet Karaduman

Kayıt: Hayyam Stüdyoları; Can Aykal, Sinan Sakızlı, Feryin Kaya Babajim Stüdyoları (9, 10) ; Can Aykal, Sinan Sakızlı, Zeynep Tünay

Vokal Koçu: Efsun Öztoprak Vokal Kayıtları: Korhan Futacı, Barlas Tan Özemek @BizimEv

Mix: Başar Yurtçu (1,23,5,6,7,8) Çağan Tunalı (4,9,10)
Mastering: Cem Büyükuzun
Can Çankaya: Rhodes, piyano, moog ve tuşlu çalgılar
Barlas Tan özemek: Akustik gitar, elektrik gitar
Gökhan Şahinkaya: Akustik bas gitar, elektrik bas gitar
Berke Can Özcan: Davullar, ziller ve vurmalı çalgılar
Korhan Futacı: Tenor, alto, soprano saksafon ve flütler
Can Çankaya: Trompet
Gülşah Erol: Viyolonsel (5)   
Lepidus trio:
Çağlar Haznedaroğlu: Keman
Emre Akman: Viyola
Çağlayan Çetin: Viyolonsel

Fotoğraflar: Emre Ünal
Styling: Hafize Çeliktürk, Seda Çeliktürk
Saç: Ali Yılancı Makyaj: Serkan Parmaksızoğlu
Grafik Uygulama: Gökçe Işıl Şen, Daniska  Baskı Behra Ofset



facebook.com/moriyasemin
twitter.com/Yasemin_Mori
www.yaseminmori.tumblr.com

Organizasyon & Menajerlik / Basın & Halkla İlişkiler Dokuz Sekiz Müzik Yapım 0212 288 68 00 / 0533 478 10 86

Kanatları Gümüş Yavru Bir Kuş (şarkı sözü)

Kanatları gümüş yavru bir kuş 
Gemimizin direğine konmuş 
Dağlara çıkma Karadeniz 
Yavrudur yarim uçamaz bensiz

Bir yarim var o yavru kuş gibi 
Yarim yüreğime konmuş gibi 
Dağlara çıkma Karadeniz 
Yavrudur yarim uçamaz bensiz

Söz: Nazım Hikmet 
Müzik: Mes'ut Cemil

Kim Var? (şarkı sözü)

Elimde yolu kaybetmiş ipimle boyunlardayım. Sıkıyorum ruhları avuçlar gibi kumaşları. Elimde bir umut var. Eflatuna boyalı serseri bulutlar? Kürenin içine hapsolmuş kralları güldürüyorlar. Bukowski ah canım Bukowski. Kuduruyorum içtikçe dünyayı kutlamalar başlar. Melekler kendilerine kaçacak bir delik arar. Yürüyorum boşlukta adımlarım. Dokunsan yeryüzüne iniş var. Köklerime değdiğimde orada müthiş bir güç var. Alıp sırtıma yaralı bedenimi.  Elimde kendimle (Ağır adımlarla) kaybolmuşum. Karnavala karıştığımda yok olmuşum. Niye düştü dolunay? Saçılmış bin parça ışıklar. Dağılan güzel yüzü artık gülmüyor mu? Niye küstü tüm kuşlar? Konuşmuyorlar benimle. Tüm şefkatli bulutlar sereserpe üzerimde. Elimde bir masalın ucu. Kaf dağın ardına bir yolcu. Önümde devler canavarlar. Arkamda kim var? Beni sana getiren o eşsiz düzen var ya....

Söz & Müzik: Yasemin Mori

Gel (şarkı sözü)

Gel maziyi unut bana gel. İlk aşkın benmişim gibi. Melekler kıskansın gel. Gel yeni açmış çiçek gibi. Koklanmış solmuşsan bile. Günahkarsan yine gel. Yaşamadım ben inan. Senden önceleri. Gelenlerden hiç biri. Sevmeye değmedi. Gel ne derlerse desinler gel. İster çirkin ister güzel. Günahkarsan yine gel.

Söz: Fikret Şeneş 

Müzik: Perry Botkin

Çınar (şarkı sözü)

O bir çınar
Bir yağmur delisi
Ulu dallarına bir damla kayra
Açılır heybetli kollar açılır
Açılır da masmavi günlere karışır

Onun ağzından bir yel duysan 
Onun kollarında bir gün uyusan 
Yerde de gökteki gibi tılsım uzanır 
Gözlerini açtığında seslere boyanır

Sırlı gözler bana değdi
Kalbime doğru değen meydi 
Kollarını bana eğdi 
Gecenin ayazında harladı alevi

Göklere de senin gibi bir dilber gerekir 
Harlanır ateşi başıma dolanır 
Aşığın oldum bu geçici yerde 
Öbüründe (bıkmam) bırakmam peşini götür beni de 
Al benim olan al senin olsun 
Karışırım son yuduma karafın dolsun 
O bir çınar büyüyor büyüyor

Söz: Yasemin Mori 
Müzik: Yasemin Mori, Can Çankaya

Oyna (şarkı sözü)

Fotoğraf: Bora Tarhan


Dün gece bana verdiğin sözler var ya hepsi aklımda yazılı 
Ah günahı boynuna duygularım hızla yayılıyor
Sana eriyip bittiğim günler var ya hepsini ardıma aldım 
Kırmızı boyalı savaşçılar gibi kanlarımız kaynaşıyor

Karmaşanın kucağında (kenarında)
Oturmuştuk yan yana
Küçük dağları sen yarattın 
Kurallarıysa ben yıktım

Alışılmışın kenarından yuvarlanmıştık aşağılara 
Güneşi almıştık koynumuza 
Bulutlar ayağımızın ucunda

Varsa bana ya 
Yansa yana yana 
Doyamam oyununa 
Varsa bana ya var ya

Oyna Martı Jonathan oyna
-Yaylan yuvarlan damların üstünde oyna-


Söz: Yasemin Mori
Müzik: Yasemin Mori, Emre Irmak

Kadınlar (şarkı sözü)

Kadınlar gördüm elbise yok.
Sırları zehir gibi bana akıyor
Dikenli bu yollar yılanları tıslar
Sürünürler gecelerde kaçışın yok
Gülün dikenine battığım doğru
Beterin beteri de olabilir oldu
Aşkın mabedine kilit taşı koydum
Aldatma beni küçük yaratık

Ellerini havaya kaldır
Elmanın büyüsü sana tamdır
Dönsün dursun alem içinde
Ardına bakma beni kandır

Son bir kaç bin yıldır bu çekimin içindeyim
Galaktik bir hadise bu ben de merkezindeyim
Tanrı yazmış bunu kaçmak anlamsız
Kesin bir ip var ya da uçuyoruz biz
Ah başımı döndürüyorsun
Teslim ol

Parıldıyor ışıldıyor sfenkslerden mücevherlerden bile çılgın aşkımız
Meçhul gezegenlerde melanjın kökünü buldum ve erittim
Yudumla fıstıki bir makam çalacak
Prizmatik kuşlar uçacak
Meteorlar sıyırıp geçiyor
Kalbim güm güm atıyor
Ab-ı hayat bu iç iç kudur
 Finnari Kakaraska'ya doğru fantastik bir macera bu

Söz & Müzik :Yasemin Mori